Türk – Polonyalı ailesinin Gürcistan’daki macerası: Sihirli Tiflis gezi notlarım

Merhaba! Bayramdan önce Gürcistan‘a gittik. İlk seyahatımız değildi, daha önce 4-5 kere Batum’a geçtik ve ona gerçekten bayıldık, ancak onun dışında Gürcistan’ın başka bir şehrini görmedik. Bu sefer güzel Gürcistan’da 5 gün kaldık, ilk önce Tiflis’te ondan sonra kuzeydeki Kazbegi’nde. Bugün Tiflis’teki anılarımızı ve çektiğim fotoğraflarımızı sizinle paylaşmak isterim, Kazbegi’ni ayrı bir yazımda anlatacağım. Keyifli okumalar!

Gürcistan’a her zaman gibi arabamızla gittik. Ankara – Tiflis arasındaki yolculuğumuz yaklaşık 22 saat sürdü. Aslında o kadar uzun olacağını bilseydik yolda uyku almak için mola yapardık ancak daha kısa olacağını planladık. Süresine 2 şey etkiledi sanırım: 1. Hopa’daki sınırın geçişi toplam 3 saat sürdü 2. Gürcistan’ın yolları gerçekten inanılmaz kötüdür, tek şeritli, yolda çok TIR var, lehvaları da çok nadiren karşılayabilirsiniz. İyi ki biraz Rusçam var, giderken sürekli yolu soruyorduk, millet de ne kadar sevimli ve yardımcı, insanlardan yardım almadan herhalde gidemezdik. Ankara’dan gece saat 3’te çıktığımız zaman Tiflis’te ertesi gün saat 2’de gece olduk.

img_8466

Tiflis’te Rooms Hotelde kaldık. Eşim iç mimarlığına ve mekanların dekorasyona ne kadar çok önem verdiğimi bilip özellikle o otelde yer ayarladı ve bana gerçekten harika bir süpriz yaptı. Tasarımına kısaca bayıldım, sonra Ankara’ya dönüp bu konusunda biraz araştırma yaptım, hikayesini sizinle paylaşmak isterim. Bu arada otel ile benim her hangi bir anlaşmam yok 🙂 Gerçekten çok etkilendiğim için paylaşıyorum çünkü Tiflis’te en çok neyi beğendimi sorarsanız fazla düşünmeden otelimizi derim :-))))

Odamız:

picmonkey-collage5

Tiflis’in Vera mahallesinde eskiden aynı binada büyük bir yayın evi varmış, sonra kapanmış. Adjara Arch mimar grubu o binayı güzel restore edip içinde otel açmış. Mimarlık konusunda ilham kaynağı olarak 1930’ın New York‘un görselleri kullanmış: otelin tasarımı hem avangarde hem de endüstriyel tarzları birleştiriyor. Ayrıca otel ‘Design Hotels’ grubuna aittir, yani tasarım ve mimarlık konusuna en fazla önem veren bir otelcilik organizasyonudur.

Bu otelin hikayesi özellikle kalbımı ısıttı çünkü Polonya memleketimdeki doğudum Lodz şehirinde kocaman eski tekstil fabrikası varmış, yıllarca bakımsız kaldı, sonra restore edildi ve şu anda orası çok güzel lüks ve Rooms Otel gibi edüstriyel tarzında olan Andels otel ve Manufaktura AVM ve eğlence merkezi açıldı (fotoğrafları buraya görebilirsiniz: klik klik) . Kusura bakmayın, biraz arasöz oldu 🙂 ama Polonya’ya giderseniz ve yolunuz Lodz’a düşerse mutlaka oraya gidin.

Odamızdaki banyosu:

picmonkey-collage4

Otelimizin ‘The Kitchen’ lokantası, yemekleri gerçekten harikaydı ve Türk standartlarına göre fiyat konusunda çok uygun:

rooms-hotel-tbilisi-kitchen-interior-design-m-02-x2-3

Burası da kolonyal stilinde döşenmiş lobi (ve benim 🙂 )
picmonkey-collageimg_8473

Otelimiz ne kadar güzel de olsa tabii ki dışarıya da çıktık :-))) Çünkü Tiflis’i gezmek için geldik. Hava ilk biraz kapalı ve soğuk oldu ancak sonra şansımız oldu, güzel güneş çıktı, bulanıcı sıcaklığı yoktu, rahat ve mutlu gezdik.

img_8107

Bu da Gabriadze kukla tiyatrosu, binası harika, masal gibi. Ailece kukla oyunu izlemeye gitmek çok istedik ama ne yazık ki tiyatro o günde kapalıydı 😦 Gerçekten çok üzüldüm.

img_8120

Tereferik ile bir tepesine çıktık, Tiflis manzarası çok güzeldi.

img_8196

Pazarda gördüğümüz geleneksel ürünler:

picmonkey-collage6

Gürcü yemekleri ayrı bir konudur. Gerçekten çok lezzetli. Sanırım ülkede hala çok fazla endüstriyel tarım olmadığı için bütün lezzetler inanılmaz güzel, anlatmak bile zor.

Tifliste Özgürlük Meydanı’nda bir geleneksel lokantada yemek yedik, ismini maalesef hatırlamıyorum ancak kapıda ‘traditional georgian food’ yazıyordu. Kalabalıktı, demek ki herkes orda yemek yeyor ve herşey taze. Peynirli haçapuri söyledik, Türk pidesine biraz benzer ancak farklı olan bu: peynir genelde tuzsuz ve gerçekten bol, yani tam sevdiğim gibi. Türk pidesi (Karadeniz yvarlak pidesine hariç elbette! ) bazen benim için biraz kuru oluyor, ben gerçekten bol kaşarlı ve tereyağlı pide severim bu yüzden haçapuri tam damak tadına uygun oldu.

Onun dışında meze tarzında bir vejeteryan tepsi söyledik, herşey çok güzeldi ancak ortadaki beyaz meze hiç bir şeye benzemiyordu (belki tuzsuz pilavı 5 saat haşlanırsanız sonuç aynı olurdu… ), tek onun tadını hiç beğenmedik.

picmonkey-collage2

En sevdiğim yemeğe gelelim 🙂  Hinkali yani Gürcü mantısına. Evet arkadaşlar, gerçekten hayatımda yediğim en güzel yemeklerin biri. Benim büyük bir hayalım, o kadar kere Gürcistan’a gittim ama hiç onu yiyemedim çünkü her yerde etli satıyordu (ben vejeteryan olduğum için yemem). Ancak bu sefer etsiz hinkaliyi buldum, hem de çok çeşitli: mantarlı, beyaz peynirli, sebzeli, tuzsuz peynirli ve patatesli... Cennetteydım! Hepsinden söyledim, hinkali çok büyük olduğu için adet olarak satılıyor, fiyatı da çok ücüz (1 TL bile değil). Harikaydı, hem hamur hem de içi mühteşemdi. Bu yemek hala aklımda, eğer Gürcistan’a tekrar gidersem ilk yapacağımı gerçekten etsiz hinkali bulunması ve yemesi 🙂

picmonkey-collage3

Yemek yedikten sonra şehir merkezinde biraz dolaştık, Gabriadze tiyatrosuna yakın çok güzel bir yeri keşfettik, ismi Leila Kafe:

picmonkey-collage1img_8379

Iranlı / oryantal dekorasyon ile döşenmış bir mekan, birkaç bayan onu işletiyor (sanırım akrabalar). Tamamen masalsı ve feminen atmosferine sahip: loj ışıklı, çok romantik, çok sıcacık, mekanda sürekli çok güzel müzik de çalıyor.

img_8375picmonkey-collage9img_8387

Leila kafe tam benimlik: vejeteryan bir mekandir. Ev yapımı kekler ve çeşitli çaylar babaanne eski porselen tabaklarında servis ediliyor. Herşey çok otantik ve çok tatlı, içinde saatlarca orada oturup sohbet edebilecek bir yer. Biz reyhanlı limonatayı, yeşil çayı ve elmalı şarlot kekini denedik, herşey çok lezzetliydi.

img_8400

Tilis’in sokaklarda gezerken benim gibi Polonyalı bir bistroyu keşfettim, ismi Warszawa, yani Varşova. Menü tamamen Lehçe’ydi, çok özlediğim tadları orada gördüm, maalesef çok yemek yedikten sonra artık hiç bir şeye yerim kalmadı, çok pişman oldum, böyle bir fırsatı kaçırdım diye… Tiflis’e yine gidersem mutlaka bu mekana dönerim! Gördüğünüz gibi her yerde kedicikler de vardı 🙂

picmonkey-collage8

Yürürken Kura nehrini köprü ile geçtik, hz. Ilyas’ın tepesine kadar devam ettik, akşam yine otelimiz olan Vera mahallesine döndük ve sabah kahvaltı yaptıktan sonra kuzeye dağ bölgesine  –Kazbegi‘ne yola çıktık. Onu ayrı bir yazımda anlatacağım.

picmonkey-collage10

Gürcistan ile ilgili bilgiler ve önerilerim:

  • Araba ile gidersiniz yanınızda mutlaka detaylı bir harita olsun, mümkün ise GPS kullanın.
  • Yollar gerçekten çok kötü, genelde tek şeritli, lehva çok az, herkes deli gibi araba kullanıyor (Türkiye’den çok çok daha kötü 🙂 ). Ancak zamanla ona alışıyorsunuz 🙂 Gori ve Tiflis arasında otoban gibi bir yol var ama çok kısa, Gori – Batum arasındaki yol tek şeritlidir, yolda çok TIR var, yine herkes birbirine geçmeye çalışıyor, gerçekten korkunç.
  • Benzin çok ücüz, Türkiye’ye göre bedava sayılır.
  • Gürcistan zengin bir ülke değil, aynı zamanda bazı bölgelerde sanki zaman 20 sene durmuş burası.
  • AVM hiç yok aslında (Tiflis’ın çıkışınde 2 tane AVM’e benzeyen bir bina gördük ama anladığım kadar ile pek popüler değil, mesela Batum’da hiç yok). Alışveriş küçük dükkanlarda ve marketlerde yapılıyor. Gürcistan’ın nüfüsü kesinikle bir tüketici toplum değil. Hayat sanki doğaya daha yakın geçiriyor.
  • Gürcistan’da ne alınır? Fiyatlar Türkiye’ye göre çok ücüz, çok doğal ve güzel şeyleri de bulabilirsiniz. Örnek: çok güzel keçi oyuncaklar ve keçiden yapılan (genelde el emeği ile) başka ürünler, çok çeşit bal, çay.
  • İngilizce bilen fazla kimse yok, Rusça’yı herkes biliyor.
  • İnsanlar çok yardımcı ve sempatik. Örnek: geçen Batum sokaklarda gezerken birisi kızıma bir oyuncak hediye etti, ona karşı hiç bir şey istemedi, onu Batum hatırası olarak evimizde tutuyoruz.
  • Benim için çok değişik bir ülke – biraz doğu Avrupa gibi, biraz da güney ve oryantal. Sanki iki memleketim: Polonya ve Türkiye birinde birleşmiş 🙂 Çok severim Gürcistan’ı ♥

IMG_8448.JPG

Untitled

Reklamlar

Türk – Polonyalı ailesinin Gürcistan’daki macerası: Sihirli Tiflis gezi notlarım” için 2 yorum

  1. Canım harika fotoğraflar çekmişsin, Leila cafeye, otelinize bayıldım. Biz de Gürcistan’a geçtik ve fakat Batumda biraz vakit geçirip geri dönmüştük, oraya giderken gözümüzü tek korkutan sınırda saatlerce beklemek. ama ben senin footğraflarından sonra Tiflisi de çok merak ettim, ilk fırsatta eşime de göstereceğim 🙂
    Çok çok sevgiler..

    Beğen

  2. Zeynepçiğim kesinikle gidin, çok tavsiye ederim! Sınırda sadece girişte bekliyorsun, çıkış işlemi 3 dkkda hallettik. Çok tavsiye ederim, Kazbegi de harika, çok çok etinlendim. sevgiler!

    Beğen

cevapla

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s